Peygamberimizin Duâlarından Örnekler

Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan rivâyete
göre Peygamber Efendimiz'in duâlarından biri şu duâ idi:
"Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır,
sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üstümü nurlandır, altımı nurlandır,
önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette)
benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı
nurlandır, yüzümü nurlandır.” (1)
Mugîre bin Şu'be'den rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem -sallallahu
aleyhi ve sellem-in dualarından biri de şu idi:
"Başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O’nun şerîki yoktur. Mülk
O'nundur, hamd de O'nundur. O her şeye kaadirdir. Allah'ım, Senin
verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Ve
servet sahibi olanlara servetleri sana karşı bir menfaat veremez. Yani
servetine güvenerek sana âsî olanları o servetleri kurtaramaz." (2)
Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan rivâyete
göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-e bazı kimseler gelip:
-İnsanlar; yâni Ebû Süfyân ve arkadaşları sizinle muharebe etmek
için adam ve silâh toplamışlar, hazırlık yapmışlar. Onlara mukabele
edecek derecede kudretiniz yoktur. Onlardan sakınınız diye korkutmak
istediklerinde, bu söz mü'minlerin yakîn îmânlarını ve cesaretlerini
artırıp, Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de:
"Allah bize kâfidir, o ne güzel vekîldir!" buyurdu. Mü'minler de
böyle söylediler." (3)
Enes bin Mâlik -radıyallahu anh-dan rivâyete göre:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in çok kere duâsı:
"Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de
iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru," meâlindeki duâ idi. (4)
Ebû Musâ el-Eş'ârîden rivâyete göre Resûl-i Ekrem
-sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle duâ ederlerdi:

"Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yapdıklarımı, işimde aşırı
gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle.
Allah'ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasden
yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!” (5)
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle
buyurmuşlardır;
"Her kim günde yüz kere:
derse o kimse için on köle azâd etmiş sevabı verilir, yüz
hasene yazılır, yüz günâhı silinir, o gün akşam oluncaya kadar bu ona
şeytana karşı siper olur. Hiç bir kimse ecir bakımından onu geçemez,
ancak bunu ondan fazla söyleyen kimse müstesnâ.” (6)
"Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim
için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün
zaman da beni vefât ettir. Ey Rabbim! Gizlide ve açıkda senden haşyetini
istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı
istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i'tidâlden ayırmamanı istiyorum.
Senden tükenmez bir ni'met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça
görülen neş'e ve huzûr) istiyorum. Senden beni kazâna râzı kılmanı,
ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum. Senden yüzüne bakmanın
lezzetini; sana kavuşmanın şevkini istiyorum. Bütün bunları zarar
vericinin zararından, sapdırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni
istiyorum. Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan
hidâyet rehberleri kıl.” (7)
"Ey Ebû Bekr'in kızı! Sana diğer duâları da içinde toplayan
duâları söyleyeyim mi? Şöyle duâ et:
"Ey Rabbim! Senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hem çabuk, hem geç
olanını istiyorum. Ey Rabbim Resûlünün senden istediğini istiyorum,
Resûlünün sana sığındığı şeyden ben de sana sığınıyorum. Allah'ım benim
için kaza ettiğin şeyin âkibetini doğru yola ulaştır.” (
"Sana bir kısım sözler öğreteyim mi ki, Allah Teâlâ kimin
hayrını murâd ederse onları ona öğretir, sonra ebediyyen unutturmaz. De
ki:
"Ey Rabbim! Ben zayıfım, rızân yolunda benim zaafımı kuvvetlendir.
Beni nâsiyemden tutup hayra sevk et. İslâm'ı rızâmın en son noktası kıl.
Ey Rabbim, ben zayıfım, beni kuvvetlendir. Ben zelîlim beni azîz kıl.
Ben sana muhtacım, beni rızıklandır.” (9)


"Ey Rabbim! Acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan cimrilikten, eli
kolu dökülür derecede takatsızlıktan kasvetten, gafletten, zilletten,
azlıktan, meskenetten sana sığınırım. Fakirlikten, küfürden, fısktan,
şekavetten, nifaktan, yapdığını insanların duyması ve medh etmeleri için
yapmaktan, riyâdan, sana sığınırım. Sağırlıktan, dilsizlikten,
delilikten, cüzzamdan, abraslıktan ve kötü hastalıklardan sana
sığınırım.” (10)
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- duâasında: "Ey Rabbim! Beni,
iyilik ettiği zaman sevinen, kötülük ettiği zaman istiğfar edenlerden
kıl.” (11)
Ekseri duâları:
"Ey kalbleri çekip çeviren Rabbim! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl."
İdi.. (12)
(1) Buhârî, Deavât, 9; Müslim,
Müsâfirîn, 181;
(2) Buhârî, Ezân, 155, Deavât, 18; Müslim, Salât,193;
Tirmizî, Salât, 108; Muvattâ', Kader,
8; İbn Hanbel, Müsned,3/87.
(3) Buhârî.
(4) Bakara Sûresi, 201.
(5)Buhârî, Deavât, 60; Müslim, 70.
(6) Buhârî, Ezân, 155; Tecrîd-i Sarîh Terc.
2/910-915.
(7) el-Camiu's Sağir.
( İbn Mâce, Duâ, 4.
(9) Râmüzü'l-ehâdis.
(10) Benzeri hadisler Buhârî, Deavât, 39, vd.
(11) Camiu's-Sağir.
(12) Tirmizî, Deavât, 85.
Hadislerde Duâ
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz
şöyle buyurmuşlardır:

"Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman
"Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" zikr-i ce-mîlîne devam ediniz."
(1)

"Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri
sever." (2)

"Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk'a bir hususda
duâ eder de icâbet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb
yazılır." (3)

"Bir babanın oğlu için duâsı, bir
peygamberin ümmeti hakkındaki duâsı gibi makbuldür." (4)

"İyilik görenlerin iyilik gördükleri
kimseler hakkında ettikleri hayır duâları reddolunmaz." (5)

"Ezân ile ikâmet arasında yapılan duâ
müs-tecâbdır. Bu arada hemen duâ ediniz."(6)

"Kaderden sakınmak kaderi def etmez.
Lâkin sâlihlerin duâsı, nüzûl etmiş ve edecek olan elem ve musîbeti def
etmeğe ve kaldırmağa medâr olur. İş böyle olunca ey Allah'ın kulları,
duâ ediniz." (7)

"Kur'ân-ı Azîmü'ş-şan her ne vakit hatmolu-nursa
akabinde yapılan bir duâ müstecâbdır." (

"Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhinde olan duâsının
kabul olunmamasını Cenâb-ı Hakk'tan istirhâm eyledim."
(9)

"Bir farz namazını huşû' ile edâ eden kimsenin o namazın
akabinde vakı' olacak bir duâsı müstecâb olur." (10)

"Mazlumun bedduâsından sakınınız. Zîra bir kıvılcım
sür'atiyle semâya icabete yükselir."

Fâcir de olsa mazlûmun duâsı makbûldür."
(11)

"Cenâb-ı Allah buyurmuşdur ki: "Kim bana
duâ etmezse ona gadab ederim." (12) Zîrâ bu
hal ya gafletten, yahut kibirden ileri gelir

"Müslüman kardeşinin ayıp ve çıplak
yerlerini setrederek onu dünyâda rüsvay etmeyen kimsenin ayıplarını
Cenâb-ı Hakk kıyâmet gününde setreder." (13)

"Bir yerde yangın vuku' bulduğunu
gördüğünüz zaman ''Allahü Ekber' diyerek tekrar tekrar tekbîr alınız.
Zîra tekbir yangını söndürür." (14)

"Dünyânın geniş vakitlerinde, yani sıhhat
ve servet ve asâyiş ve emniyet gibi esbâb-ı istirahat mükemmel olduğu
bir zamanda Cenâb-ı Hakk'a ibâdet ve tâat ile kendini takdîm et ki
muzâyakalı sıkıntılı bir zamanda seni lutf ile yâd edip gözetsin."(15)

"Ana ve babaya iyilik ömrü artırır. Yalan
söylemek rızkı noksanlaştırır, duâ kazaya siper olur." (16)

"Kendisine iltica ile bir ricada bulunan
kimsenin ricasını kesip atanın duâ ve ricasını da Allah kesip atar."
(17)

"Bir mü'mine yapılan zillet ve hakareti
görüp de men'ine muktedir olduğu halde muâvenette bulunmayanları Cenab-ı
Hak mahşerde zelîl eder." (1

"Her kim duâlarının kabûlünü, gam ve
üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların
imdâdına yetişsin." (19)

"İşlerde istihâre edenler, yani Allah'dan hayır
dileyerek rızâsına muvafık hareket edenler zarar etmezler. İstişâre
edenler de işin sonunda pişman olmazlar. İdâr-i maîşetinde isrâf etmeyip
i'tidâl yolunu iltizâm edenler de fakr u zarurete düşmezler." (20)

"Bir işe başlamak istediğin zaman
âkıbetini iyice tefekkür edip hayr u sevâbı mûcib ise devam et, şerr ü
ıkâbı mûcib ise ictinâb et!" (21)

"Hikmet on parçadır. Dokuzu uzlette, diğer biri de
sükûttadır. Yâni mâlâyâniden, kendisini ilgilendirmeyen ve lüzumsuz
bulunan şeylerden hıfzeylemektedir." (22)

"Akâid-i fâside ve bid'at sâhiplerinin amellerini,
ibâdetlerini Cenâb-ı Allah kabul etmek istemez." (23) Eğer tevbe edip
ehl-i sünnet ve'l-cemâat i'tikadına rûcû' ederlerse kabûl eder.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh der ki: Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
"Her bir peygambere etmesi için bir duâ verilmiştir. Ben ise ümmetime
şefâat olmak üzere duâmı âhirete bırakmak istiyorum." (24)
Enes bin Mâlik'den gelen rivayette ise Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi
ve sellem:
"Her bir nebî Allah'dan bir dilekte bulundu. Yahud, her bir peygamberin
Allah'a edeceği bir duâsı vardı. Her biri duâsını yaptı ve kabul olundu.
Ben ise duâmı kıyâmet gününde ümmetim için şefâat kıldım."
buyurmuşlardır.
Enbiyây-ı izâmın her duâsının müstecâb olması kuvvetle umulur ise de,
kat'î olmayıp yalnız bir duâlarının kesin olarak kabûl edileceği
kendilerine bil-dirilmişdir. O duâ, her bir nebîye Allah tarafından
husûsî olarak verilen duâdır.
Ezcümle Hazret-i Âdem -aleyhisselâm bu müstecâb duâsını tevbesinin kabûl
olması için; Hazret-i Nuh aleyhisselâm- kavmininin helâki ve
berâberindeki mü'minlerin kurtulması için, Hazret-i
İbrahim-aleyhisselâm- -i Mükerreme ve Beytullah için, Hazret-i Mûsâ
-aleyhisselâm- Fir'avn'ın helâki için, Hazret-i îsâ -aleyhisselâm-
gökten bir mâide, sofra indirilmesi için etmişler ve müstecâb olmuşdur.
Hazret-i Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz ise, bu
kesinlikle kabul olunacağı Allah tarafından te'min olunan duâsını,
ümmetine şefâat için âhirete bırakmıştır. Ne mutlu O'nun sünnetine
sımsıkı sarılan mü'minlere.
(1) Ebû Dâvud, Vitr, 25; Tirmizî Kıyâme, 8; İbn Hanbel, Müsned,
I/336.
(2) Kenzû'l-irfân 57 (Camiu's-sağîr'den)
(3) a.e. göst. yer.
(4) Keşfü'l-hafâ, 1/495 (Deylemî'den)
(5) Tirmizî, Birr, 5.
(6) Tirmizî, Salat, 44, Deavât, 128; Ebû Dâvud, Salât, 35.
(7) Tirmizî Deavât, 101; İbn Hanbel, Müsned, 5/224.
( Kenzü'l-irfan, 59 (Camiu's-sağîr'den) Dârimî, Fezailü'l-Kur'ân. 33.
(9) a.e. göst. yer. Keşfü'l-hafâ, 1/404 (Dârekutnî'den)
(10) Buhârî, Cihâd, 180; Müslim, îman, 39; Ebû Dâvud, Zekât, 5; Tirmizî,
Zekât, 6; İbn Mâce, Zekât, 6;Dârimî, Zekât 1; Muvatta, Da'vetü'l-mazlûm,
1; İbn Hanbel, Müsned, 1/333.
(11) Keşfü'lhafâ, 1/405 İbn Hanbel, Müsned'den
(12) İbn Mâce, Duâ, 1; İbn Hanbel, 3/477
(13) Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Ebû Dâvud, Edeb, 28; Tirmizî,
Birr; 19; İbn Mace, Mukaddime, 17; İbn Hanbel, Müsned, 3/91, 252.
(14) Keşfü'l-hafâ, 1/89.
(15) İbn Hanbe